Salgın, Sağlık Krizi ve Turizm Geleceğimiz

Ülkemiz, Dünya turizmine yön veren ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye'de bakanlık ve belediye belgeli otellerde 2019 yılı verilerine göre toplam 12 bin 844 tesis bulunduğu, yatak kapasitesinin 1 milyon 715 bin 200'e yükseldiğini açıklandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, 2019 yılında tesise giriş sayısının 81 milyon çıktığını belirtmiştir. Geceleme sayısının da 211 milyon 300 bin olduğu, tesis doluluk oranının yüzde 53,5’e çıktığını bilinmektedir. Bakanlık açıklamalarında, 33 Milyar dolar gerçekleştiği bildirilen turizm gelirleri gerçekleşmişti.

 

Mehmet YALÇINDERE

Güno Pazarlama

 

Hizmetler sektöründe yer alan turizm sektöründe yaklaşık 2 milyon kişi istihdam edildiği söylenebilir. Turizmin ülke istihdamı içindeki payının yaklaşık yüzde 10'u bulduğu bilinmektedir. Konaklama sektörü, beraberinde 54 sektörü doğrudan ilişki içinde olup kadın ve genç çalışan açısından istihdama katkısı da önem taşımaktadır. Turizm sektöründe ortalama 1 buçuk milyon sezonluk işçi çalıştığı, göçmen çalışanların ise kayıtsız çalıştığı iddia edilmektedir. Bunun bir de tur operatörü, uçağı, lokal acentesi, transferi, yurt içi turları gibi bir sürü sac ayağı var.

2020 yılına tesislerin konuk ağırlama rezervasyonu ve yıl içindeki bağlantıları ile çok iyi girildiği, hatta ocak ve şubat aylarındaki doluluk oranlarının da mart ayına kadar yüksek geçtiği söylenmektedir. Bugün COVİD 19 pandemik sağlık krizi nedeniyle, tesislerin doğrudan 1,5 milyon çalışanı, en az 100 milyar doları bulan yatırımları, milyarlarca liralık kredi riskiyle, gerçek anlamda ölüm-kalım savaşı verdikleri dillendirilmektedir.

16 Mart'tan bu yana turizm sektöründe faaliyet yürüten işletmelerin yüzde 80'nin kapandığı, 'daha şimdiden kafe ve restoran gibi işletmelerin yüzde 40'ının iflas ettiği' de dillendirilmektedir.

Stratejik önemi olan turizm sektörü ile birlikte olan 54 sektörün otel tedarikçileri, sağlık, gıda, temizlik ve ambalaj sektörlerinde belirleyici olan özellikle sanayici KOBİ’ler her sektördeki üretim ile tüketim zincirinin içinde insan yaşamının vazgeçilmezleridir.

Tesislerimizin yöneticilerinin de biz otel tedarikçileri gibi belirsizliğin oluşturduğu endişe ve korkuları ile müşterilerinin azalması ve rezervasyon iptalleri sonucu önlem olarak tesislerini geçici süreliğine kapatarak çalışanlarını evlerine gönderdiler. Verilmiş siparişlerini dondurmaları, iptal edip yapılmış hazır ürünlerini bile teslim almamaları, bununla birlikte cari hesaplarındaki geçmiş borçları bile ödememişlerdir.

Tedarikçileri olarak, özel logolu üretilmiş tek kullanımlık buklet ürünlerini saklayıp finanse etmek zorunda kaldık. Ne zaman teslim alacaklarını ve borçlarını ne zaman ödeyeceklerini de söyleyememişlerdir. Ulaşılabilen yetkililer ise tesisin kapalı olduğunu, muhasebe ve depo bölümünün de kapalı olduğundan bahisle salgın sonrasında görüşelim, belirtmişlerdir.           

Biz otel tedarikçileri, alacağımızı alamaz iken borçlarımızı ve ödemelerimizi de öz kaynağımız ve krediler ile karşılamak zorunda kaldık. Fabrikamızdaki sınırlı çalışanımızla, gelebilecek sınırlı ihtiyaç isteğine stoklarımızdaki hazır tek kullanımlık buklet ürünlerimizle karşılamayı sürdürüyoruz.

Yine salgınla mücadeleye destek olarak kozmetik ve sağlık sektörlerine temizlik, hijyen için özellikle dezenfektan, kolonya için plastik şişe ürünlerimizi yurt içi ve yurt dışı istekleri karşılayarak planlayıp çalışmamızı da sürdürüyoruz.  Ancak sektörümüzdeki bazı tedarikçi firmaların da, tesislerin olumsuz etkisi sonucu kapattığını öğrendik.                                                                              

Bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde; yapılacak yasal düzenlemeler ile teşvik ve desteklerle ülkemiz için turizm sektöründeki tesislerin ve çalışanlarının istihdamının korunması önemlidir.

‘Nerede kalmıştık?’ diyerek turistleri ağırlayıp çekebilmemiz için doğal olarak tesislerimizin tedarikçileri ve çalışanlarının istihdamının korunması da çok daha önemlidir.

Salgın ile birlikte hijyen ve medikal başta olmak üzere gıdadan ambalaja kadar pek çok alanda plastiklerin hayati öneme sahip olduğu gerçeği anlaşılmıştır. Salgın nedeniyle temizlik, medikal ve ambalaj sektörlerinde; karantina için güven veren plastik şişe, maske, önlük, tulum, eldiven, siperlik, kişisel koruyucu ekipman, tıbbi gereçler gibi tek kullanımlık plastik ürünlerde talepler artışa geçti. Ülkelerin salgınla mücadelede yetersizliği sonucu plastiklerin sağlığımıza katkısının bu kadar yaygın kullanıldığı daha iyi anlaşılmaya başlandı. Önümüzdeki süreçte ise kişisel bakım ürünleri olan buklet ürünlerimizin de çok önemli olduğu anlaşılacaktır.

Hayatımızda bütün risklerin önüne geçebiliyor muyuz?

Bugünü anlayıp yarın için neleri yapmalıyız, aksi halde önümüzdeki yıllar içinde ciddi daralmaları bugünden öngöremeyen işletmelerimizin de kapanacaklarını biliyoruz. Bugünler geçecek, 2020 yılında tedavisi yapılıp 2021 yılında aşısı da bulunacaktır. Turizmde ve sanayide her şey önceki gelişme doğallığında sürecektir.

Ülkemiz turizminin gelişme dönemlerinde başta Avrupa’dan olmak üzere yöneticiler transfer edip, bir otelde kullanılan birçok makine ve ekipmanı da ithal ediyorduk. Seksenli yıllarda otellerde kullandığımız neredeyse iğneden ipliğe her makina ve ekipmanı ithal ederek büyük paralar ödedik. Genç sanayimize karşın girişimciliği ile başarılı çalışmaları sürdüren iş insanlarımız, özellikle sanayici KOBİ’lerimiz ise bugün ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmayıp ihracatlarını da yapıyoruz.

Bu dönem, umutlarımızı güçlendirerek, durumumuzdan şikâyet etmeden kendimizi ve işimizi yenilememizi gerektirmektedir. Elimize geçmiş çok güzel altın bir fırsat olup her şeyi yönetenlerden beklemeden bu fırsatı kendimize ve sektörümüze yoğunlaşarak kullanmalıyız.

Gün, geçmişten aldığımız dersler ve deneyimlerle geleceğimize sahip çıkma günüdür.  Dünya genelindeki tüm krizlerden güçlenerek çıktığımızın kanıtları ise ülkemizde turizm yatırımlarının kalitesi ve ülkemize olan taleplerdir. İlerleyeceğimiz yolun varlığını da, geçmemiz gereken hedefleri de öngörebiliyoruz.

Ekonomi çarkları ile birlikte turizm ekonomisinin çarkları da dönmeye başlayacak, virüsle beraber yaşamaya başlayacağız. İnsanlara evde kal dedik, ama yakında virüse evde kal denilecektir. Virüsü evde bırakarak Turizm ekonomisini canlandırmamızın önemi de anlaşılmaya başlanıyor. Bugün turizmin binlerce sorunu olsa bile deneyimli ve başarılı turizmcilerimizin baş edeceklerini de bilmeliyiz.

Sosyal mesafe ile tatil kavramlarını bir araya getirmek olanaklı olup, önlemlerin de salgınların doğası gereği geçici süreliğine uygulanacağını biliyoruz. Salgının diğer dalgaları olan hain sükunet döneminde temizlik, maske ve dezenfektan alışkanlığı temelinde, sosyal mesafeyi koruyarak yaygın test yaparak filyasyon yöntemiyle karşı koyabileceğimiz de açıktır.

Unutmayalım ki, insan sosyal bir varlıktır. Tatil yapma motivasyonu için dinlenmek, eğlenmek, sağlık, spor, farklı kültürlerle tanışmak… Ne yapacak edecek, koşulları önce kafasında normalleştirecek ve kendisini dışarı atacak. Bir kesim ise eskisi gibi sürdürerek yine ekonomik olanın, kitlesel olanın içine kendisini atacaktır.

Teması ve bulaşmayı minimize etmek üzere akıllı, mantıklı, uygulanabilir, ekonomik ve sürdürülebilir bir hizmet sistemi geliştirebilir ve yapılabileceklerin hepsini de yaparız.

Turizm sektörünün bileşenleri olan 54 sektör tedarikçi firmaları ile birlikte sağlıklı yaşam ve keyifli tatil için güven oluşturarak dünyada ülkemizi söz sahibi yaptığımızı da unutmamalıyız. Firmalarımızın mevcut sertifikalarının yeni hijyen modelleri, prosedürleri ve eğitimleri ile güncellememizle başlatabiliriz. Pasaport, yeni sertifikaları gündeme taşımadan sektörümüz için sağlık krizi süresinin kısa, orta ve uzun vadeli ekonomik modellerini sektör bileşenleri, yani tüm iş ortakları ile birlikte belirlemeliyiz.

Meşhur söz olan “Her kriz bir fırsat yaratır” ile her 3-5 yılda farklı krizlere karşı hızlı toparlanma yeteneğine sahip turizm ordumuz bulunmaktadır. Yine kahraman sağlık ordumuzun da yönlendirip desteklemesi sonucu akıl ve bilim temelinde bu olağanüstü sağlık krizinde de hızlı davranarak gerekli önlemleri alacaktır.

Yeni dönem turizm ürünlerinde bağımsız hizmetlerle tek kullanımlık plastik ürünlerin daha fazla öne çıkacağı öngörülüyor. Konaklamalarda küçük butik oteller, tatil köyleri ve kulüplerin kendi havuzu olan ve doğrudan açık havaya çıkılan bağımsız bölümleri ve pahalı konaklama tiplerinin öne çıkacağı da öngörülüyor.

Salgın kadar sonraki dalgalarının getireceği yeni düzenlemeler, bir yandan maliyetleri artırırken bir yandan da işsiz kalan ve geliri düşen kişi sayısının artması nedeniyle başka bir ülkeye tatile çıkabilenlerin sayısı azalacaktır. Yurt içi turizm gelişecektir. Turizmin kitleselleşmesi, sosyalleşmeyi hızlandıran toplumsal dengenin kurulmasında rol oynayan, istihdam alanı açan, çarpan katsayısı özelliği ile kendisi ile birlikte diğer sektörleri de etkileyeceği ortadadır. Zincirleme bir etki göstererek seyahate çıkma, tatil yapma, turizme katılım gibi aktivitelerin ancak oluşan yüksek maliyetleri karşılayabilenlerin tatil yapabileceğini, hastalananların tedavi edilebileceğini biliyoruz. Önümüzdeki yıldan itibaren aşının da geliştirilmesi ile birlikte eskiye dönebileceğimizi bilmeliyiz.

Unutmayalım ki, bu sağlık kriz şimdiye kadar yaşadığımız bölgesel krizlerden çok farklı, çok yaygın ve çok sinsidir.

Bizler sektörlerimizde hep birlikte düşünür, yaratır ve uygularsak, turizmde de büyük atakları yapar ve hızlı şekilde bu girdaptan kurtulabiliriz.

Bu sene keyfimiz kaçmış olsa bile umudumuzu, inancımız ile özgüvenimizi yitirmeden ve birlikteliğimizi koruyarak hep birlikte büyük coşku ile başarılarımızı kutlayacağımız çok açıktır.

Yaşadığımız bu krizi, bilimin ışığında ve dayanışma ile aşacağımıza inancım tamdır. Vicdanımızı ve umudumuzu karartmadan sevgiyle, keyifle, sağlıcakla evde kalın...